Messihi

yeşua mesih

Kutsal Kitap metinlerinde İsa’nın ismi Yeşua olarak geçer. Yani Mesih’in adı aslında İsa değil, Yeşua’dır. İsa ismi dilimize Arapça’dan gelmiştir. Orjinal isim ile arasında anlam farkı bulunmaktadır. İsa ismi yalnızca İslam’ın Kur’an kitabında yer almaktadır. Tarihi metinlerde ve kutsal kitap’da ise İsa ismine rastlanmaz.

İsa, Esav soyundan anlamına gelirken; Yeşua, İbranice’de ‘YHVH kurtarır’ anlamına gelmektedir. Ve Tanrı tarafından özel olarak seçilerek belirlenmiş bir isimdir. İsa isminin yanlış olmasının sebeplerinden birisi de Mesih’in soyunu Esav soyu olarak göstermesidir. Ancak bu doğru değildir. Mesih, Yakup soyundan, Davut’un soyundandır. Bu yüzden ismin bilincinde olarak kullanılması gerekir.

Mesih’in sahip olduğu bu isim konusunda Türkiye’deki hristiyanlar yavaş yavaş aydınlansa da çoğunluğu maalesef bu isimden habersizdir. Sanıldığının aksine Ortadoğu’da yaşayan tüm Arap Hristiyanlar İsa ismini değil, Yeşua ismini kullanırlar. Elbette amacımız İsa ismini kullananları kötülemek veya onlara karşı söz söylemek değil. Amacımız ismin bilinmesini sağlamak ve hristiyanları bu konuda bilinçlendirip, teşvik etmektir. Türkiye’de müjdeyi hiç duymamış insanlar Yeşua yerine İsa ismini bildiklerinden dolayı çoğu zaman ‘İsa’ Mesih ismini kullanmaktayız.

Birçok kişi “Tanrı var mıdır?” diye sorarken, İsa Mesih’in gerçekten yaşayıp yaşamadığından şüphe edenlerin sayısı azdır. İsa’nın yaklaşık 2000 yıl önce yaşayıp İsrail topraklarını gezen gerçek bir insan olduğu, herkesçe kabul edilen bir hakikattır. Halbuki, İsa’nın tam anlamıyla nasıl bir kimliğe sahip olduğu konusuna gelince, ayrı ayrı fikirler ortaya koyuluyor. Büyük dinlerin hemen hemen hepsi İsa’nın bir peygamber, iyi bir öğretmen ya da bir evliya olduğunu iddia ederler.

İşin zor tarafı şu ki, İncil’in öğretilerine göre, İsa peygamber, öğretmen ya da evliyanın çok çok ötesinde bir adamdı. Yazar C.S. Lewis, ‘Yalın Hristiyanlık’ adındaki eserinde şöyle diyor: “İnsanlar sık sık Onun (yani İsa Mesih’in) hakkında çok saçma bir şey söylüyorlar: ‘İsa^yı ahlak konusunda büyük bir öğretmen olarak kabul etmeye hazırım, fakat onun Tanrı olduğu iddiasını kabul etmem.’ Buradaki amacım, kişileri böyle konuşmaktan alıkoymaktır. Öyle bir şey diyemeyiz. Sadece insan olan ve aynı anda İsa’nın söylediklerini söyleyen bir kişi kesinlikle büyük bir ahlak öğretmeni olamazdı. Ya kendini kırık yumurta sanan bir deli, ya da cehennemden kaçmış şeytanın ta kendisi olacaktı. Karar vermelisin.

Bu adam ya Tanrının Oğlu idi ve daha da odur, ya aklını kaçırmış biri, ya da daha da kötü bir şeydir… Onu deli diye tımarhaneye kapatabilirsin, şeytan olarak onun yüzüne tükürüp onu öldürebilirsin, ya da onun ayaklarına kapanıp ona Rab ve Tanrı diyebilirsin. Ama, ne olur, tenezzül edercesine onun büyük bir insan ve öğretmen olduğu gibi saçma sapan şeyleri uydurmayalım. Bize öyle bir seçenek brakmadı, onun amacı o değildi.”

Peki, öyleyse İsa kim olduğunu söyledi? İncil onun kim olduğunu söylüyor? İlk olarak, İncil’in Yuhanna 10:30’daki İsa’nın sözlerine bir göz atalım: “Ben ve Baba biriz.” İlk bakışta bu sözler Tanrı olmak iddiasını teşkil eden sözler gibi görünmeyebilir.

Ama Yahudilerin buna nasıl bir karşılık verdiklerine bir bakalım. “Şöyle yanıt verdiler: “Seni iyi işlerden ötürü değil, küfür ettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun.” (Yuhanna 10:33). Yahudiler İsa’nın sözlerinden kendisinin Tanrı olduğunu iddia ettiğini anladılar.

Aşağıdaki ayetlerde İsa hiç bir zaman “Ben asla Tanrı olduğumu iddia etmedim” diyerek onları düzeltmedi. Bu gösteriyor ki, İsa “Ben ve Baba biriz.” (Yuhanna 10:30) derken gerçekten kendisinin Tanrı olduğunu demek istedi. Yuhanna 8:58 başka bir örnektir. “İsa, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım’ dedi.” Ve karşılık olarak Yahudiler yine İsa’yı öldürmek için taşlar kaldırdı (Yuhanna 8:59). İsa burada kendi kimliğimi ‘Ben Varım’ olarak belirtiyor. Bu, Tevrat’ta geçen Tanrının adıdır (Çıkış 3:14); İsa da o adı kendisi için kullanıyor. Yahudiler neden ikinci kez onu taşlamaya kalksınlar, eğer o Tanrıya hakaret olarak nitelendirilen sözler sarfetmemiş olsaydı, yani kendisinin Tanrı olduğunu iddia etmemiş olsaydı?

Yuhanna 1:1 şöyle diyor: “Söz Tanrı’ydı.” Yuhanna 1:14 de “Söz insan oldu” diyor. Bu apaçık İsa’nın beden almış Tanrı olduğunu gösteriyor. Tomas adındaki havarisi İsa’yı bakarak “Rabbim ve Tanrım” diye haykırdı (Yuhanna 20:28). İsa onu düzeltmiyor. Elçi Pavlus onu “ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih” diye tarif ediyor. Elçi Petrus da aynısını söylüyor: “Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih” (2.Petrus 1:1). Baba Tanrı da İsa’nın bütün kişiliğine tanıklık yapıyor: “Ama Oğul için şöyle diyor: “Ey Tanrı, tahtın sonsuzluklar boyunca kalıcıdır, Egemenliğinin asası adalet asasıdır.” Hatta, Tevrat’ta bile gelecekteki Mesih’in kişiliği müjdeleyen peygamberlik sözleri var: “Çünkü bize bir çocuk doğacak, Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.”

Gördüğümüz gibi, C.S. Lewis’in yazdığı gibi, İsa’nın sadece iyi bir öğretmen olduğuna inanmak mümkün değildir. İsa apaçık ve inkar edilemez bir biçimde Tanrı olduğunu iddia etti. Tanrı değilse yalancıdır ve dolayısıyla ne peygamber, ne iyi bir öğretmen, ne de evliya değildir. Birçok çağdaş sözümona bilginler İsa’nın sözlerini etkisiz kılmak için değişik teoriler üretip ‘gerçek tarihsel İsa’nın İncilde ona atfedilen birçok sözlerin aslında söylemediğini iddia ederler. Halbuki, biz de kim oluyoruz, İsa’nın söyleyip söylemediği konusunda Tanrın Sözüyle tartışmaya girelim? Nasıl oluyor da, İsa’dan 2000 yıl sonra yaşayan, kendine bilim adamı dedirten kişiler, İsa’nın kendisiyle birlikte yaşayan, onunla hizmet eden ve onun tarafından öğretilen kişilerden (Yuhanna 14:26) İsa’nın ne söyleyip ne söylemediği konusunda daha fazla bilgiye sahip olduğunu sanırlar?

İsa Mesih’in gerçek kişiliği sorusu neden o kadar önemlidir? İsa’nın Tanrı olup olmadığı ne fark eder? En büyük sebep şudur: İsa Tanrı olmasaydı, onun ölümü tüm dünyanın günahının cezasını ödemeye yeterli olmayacaktı (1.Yuhanna 2:2). O sonsuz bir cezaydı ve ancak Tanrı o sonsuz cezayı ödeyebilirdi (Romalılar 5:8; 2.Korintliler 5:21). Borcumuzu ödeyebilmesi için İsa’nın Tanrı olması gerekiyordu. Ama aynı anda ölebilmek için İsa’nın insan olması gerekiyordu. Kurtuluşu sağlayan İsa Mesih’e iman etmektir! İsa’nın Tanrı olması, onun tek kurtuluş yolu olmasının sebebidir. İsa Tanrı olduğu için şöyle haykırdı: “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez” (Yuhanna 14:6).